Endülüs ( Sevilla Cordoba Granada )
(16/10/2010-20/11/2010)
TUR
ÖZETİ:
Endülüs,
İber yarımdasında İ.S. 711-1492 yılları
arasında müslümanlığın etkisinde kalmış ve
adını bu dönemden almış olan, şu an özerk bir bölgedir . Özerk Endülüs bölgesinde 8 şehir bulunmaktadır;
Huelva, Sevilla, Cordoba, Jaen, Cadiz,
Malaga, Granada, Almeria.
Endülüs
kelimesinin Vandallardan geldiğine dair bir takım inanışlar
var ama gerçekte galiba çokda tarihi bir dayanağı yok aslında.
Gezi
programımızı bölgeye 711-1492 yıllarında hakim olan
müslümanlığın mimari
birer başyapıt olan eserlerle en önemli etkilerini
yaptığı ve bu eserlerle
ebediyete kadar izlerini
bıraktıkları üç şehri kapsayacak şekilde
planladık; Sevilla, Cordoba ve Granada. Sevillayı üs olarak
kullanacağız buradan araba ile Cordoba ve Granadaya
ulaşımı sağlayacağız.
Özellikle
son 10 yıldır turistik gezilerde Türk insanı için tercih edilir
olmuştur Endülüs bölgesi. Endülüs gezisi aslında coğrafi anlamda
farklı yerlerde gezmekten daha çok tarihi ve mimari önemi olan yerlerin
ziyareti olarak düşünülebilir. Bu sebepten gezi programını
okurken ziyaret edilen yerlere ait çok sıkıcı olmadan, çok
detaya girmeden bazı tarihi bilgileri bulacaksınız. Bu yerlere
ait tafsilatlı bilgi tabii ki internet ortamından, alacağınız
turistik gezi bilgilerini içeren kitaplardan ve bizzat Endülüs bölgesi ziyaretinizde
en kolayından otellerdeki harita, broşür vesaire şeklindeki dökümanlardan
ulaşmanız mümkün. Bunun yanında ulaşım, bilet temini,
yeme ve içme hususundaki deneyim ve bilgimizi de paylaşmak adına bazı
bilgiler bulabileceksiniz.
UNESCO
tarafından dünya kültür mirası olarak kabul edilmiş ve koruma
programına dahil edilmiş bu mimari eserler hakikaten eşsiz ve
biricik, belki yalnız Endülüsdekiler değil dünyanın neresinde ise
bu tip eşsiz eserleri ziyaret etmek, sütunlardaki, duvarlardaki,
kemerlerdeki, yer kaplamalarındaki, çeşmelerdeki, tavanlardaki
eşsiz taş ve ahşap süslemelerini, çinileri çıplak gözle
görmek belki dokunmak, bu mimari eserleri tasarlayanların
aklını, zevkini, hayal gücünü takdir etmek her seyyahın yapması gereken
birşey.
Tavsiye:
Eğer
zaman açısından hehangi bir sınır yoksa tavsiye
edebileceğimiz ilave bir takım rotalar var bunları da
paylaşmak isteriz. Cadiz ve Malaga ziyareti
bu geziye eklenebilir. Buna ilaveten Sevillaya 1.5 saat mesafede Portekizin
balıkçı kasabası Monte
Gordoya gidilebilir. Daha da çekici
hale getirmek için 2.5 saatlik yolu göze alabilirseniz Avrupanın en güzel
ve bozulmamış 12 kmlik bembeyaz kumları ile ünlü
plajının bulunduğu Tarifa yani Cebel-i Tarık da programa
dahil edilebilir.
Ancak bizim
zamanımız sınırlı bu sebeple tavsiye bölünmündeki rotayı
bu programa dahil etmek 4 günümüz olduğu düşünülürse bizim
adımıza imkansız.
PROGRAM:
1.Gün
İber
havayollarının 16:55 tarifeli uçağı ile önce Madride
uçuş arkasından 22:45 bağlantılı uçuşu ile Sevillaya
varış ardından otele yerleştik.. Otel seçiminde özellikle
şehir merkezine en yakın konumda olan bir yer olsun diye
araştırmalarımızı yaptık ve konum olarak bu amaca
hizmet eden en uygun otel olarak Plaza Nuevadaki Hotel Inglaterrayı (http://www.hotelinglaterra.es/) seçtik. Katedrale ve Alcazar
Sarayının girişine 5 dakikalık mesafede. Metro istasyonun
ilk-son durağı hemen otel
girişinde ve önünde 24 saat faydalanabilecek bir taksi durağı
var. Ancak zaten her yer yürüme mesafesinde olduğu için taksi veya toplu
taşıma araçlarına ihtiyaç yok.
Sevilla ,özerk
Endülüs bölgesinin başkentidir. Guadalquvir ırmağının
kenarında ilk olarak Fenikeliler tarafından kurulduğu
söylenmektedir. Fakat bazı yazıtlarda şehri Heraklesin
kurduğu ve Sezar tarafından da geliştirildiği
yazılıdır.
Sabah
gezimize Plaza del Salvadorda yer alan Salvador kilisesini gezmek ile
başlıyoruz. Buradan sevimli daracık sokaklardan yaya olarak dünyanın
üçüncü büyük kilisesi olan Sevilla Katedraline varıyoruz. Katedral ve kule
için biletlerimizi Salvador kilisesindeki bilet gişesinden
aldığımız için uzun kuyruklarda beklemeden katedrale
giriş yapıyoruz. Eğer 5 dakika yol yürümeyi göze
alırsanız en az 45 dakika kazancınız olacak, katedral
önünden kuyruk beklemekten kurtulacaksınız.
Katedral
önce cami olarak inşa edilmiş ancak Kestilyalılar
tarafından katedrale dönüştürülmüştür. Katedralin içinden
girişi olan Giralda kulesine tırmanıyoruz. Tırmanırken
merdiven yerine eğimli rampa sistemi kullanıldığı için
düşünüldüğü kadar zor değil kuleye tırmanış. Kule
97.5 mt. ve 40 kat. Kulenin bir kısmı Muvahhidler döneminde
yapılmış bir minare aslında daha sonra yapılan
ilavelerle kuleye dönüştürülmüş. Çan kulesi Gotik ve Barok
tarzın güzel örneklerinden. Üzerindeki heykel 7 mt uzunluğunda. Katedralin bulunduğu Av. De La Constution
cad. akşamları son derece hareketli bir yer. Aynı İstiklal
caddesi tadında ancak tabiiki o kadar kalabalık değil.
Bir
sonraki durağımız, Alcazar sarayı ve bahçeleri. Bir seyyah
gözüyle bakacak olursak Endülüsü Endülüs yapan en önemli eserlerden birisi
Alcazar Sarayı. Alcazar ismi arapçadaki Al-Kasrdan ispanyolcaya girmiş.
Saray Muvahhidler döneminde inşa edilmiş. Alcazar sarayından
sonra yine yürüyerek Torre del Oro yani Altın Kuleye yürüyoruz. Kule
Guadalquvir nehrinin hemen yanında yer alıyor. Burası aynı zamanda, küçük bir şehir turu yapabileceğiniz
ve 26 adet anıtı görme imkanı bulabileceğiniz üstü
açık otobüslerin kalktığı yer. Nehir turu tercih edenler için
de nehir teknelerinin bulunduğu iskele sadece 1-2 adımlık
mesafede. Buradan Taurino müzesine yani Boğa Güreşleri yapılan
arenaya yürüyoruz.
Plaza del
Altozanoda kurulan bit pazarını ziyaret etmek ilginç olabilir Pazar
günleri hariç her gün öğle saatine kadar gezmek mümkün.
Bundan
sonra eski bir yahudi mahallesi olan ve flamenconun doğduğu yer
olarak kabul edilen Santa Cruz sokaklarında dolaşıyoruz.
Akşam saat 20:00 Santa Cruzda yer alan Los Gallosda canlı flamenco
performansı izlemek mümkün, turistik değil gerçek ve muhteşem
bir flamenco.
Yemek için
Sevillanın özel menülerinden birisi olan Pescatio Fritö yani aslında
kızarmış balık menüsü
tavsiye edilebilir.
Tapas, burasının olmazsa
olmazlarından. Katedralin çan kulesinin tam karşısında yer
alan sokak içinde (Mateos Gago) bir çok Tapas bar bulmak mümkün. El Patio Tapas, Paela ve taze deniz
mahsulü sevenler için birebir. Santa Cruz bölgesinde gezi sırasında
aynı zamanda Tapas tatmak için gourmelere önerilen bir Tapas walking
var. Hem geziyorhem de daha önceden belirlenmiş gezi rotası
üzerindeki Tapas yapan bar&restaurantlarda çeşit çeşit Tapas
tadıyorsunuz. Bir konu da daha küçük bir hatırlatma yapmakta fayda
var. Tapas siparişinizi elinizdeki menüden size sunulan tüm Tapaslardan
birer tadımlık sipariş vererek yapınız. Bazı
restaurantlar Tapasları Tapas, yarım porsiyon ve tam porsiyon
olarak üç kategoride sunabiliyor. Siz siz olun her zaman
Tapasınızı tadımlık ve her çeşitten bir tane
olmak üzere yapın.
Sevilla
bölgesinin özel içeceği olan vino del narantja yı(orange vine) ve
İspanyanın Atlantik kıyısında yetişen üzümlerden
yapılan baharatlı beyaz şarap Manzanillayı muhakkak ve
muhakkak tadın. Eğer
yazın ziyaret yapıyorsanız Gaspaco tavsite edilebilir.
Endülüs bölgesinde Sevilla'nın en iyi restaurantı Restaurante Casa Robles'dir.(C/Alvarez Quintera, No:58, Tlf:0034954 21 31 50) vaktiniz olursa deneyebilirsiniz.
2.Gün
Bugün
hedefimiz Cordoba. Sevilla ile mesafesi 1.5 saat. Endülüs döneminden kalan en
önemli eserlerden birisi olan Kurtuba camisini ve Roma köprüsünü gezeceğiz
ve eski şehirin sokaklarında
dolaşacağız. Öğlen yemeğimizi İspanyanın
Endülüs bölgesinin en iyi restaurantları arasında yer alan ve
Cordobanın en iyi restaurantı olan El Churrascoda yiyeceğiz.
Sabah
erkenden Cordoba için yola çıkıyoruz. Havaalanı yolunu takiple
bizi Cordobaya götürecek otoyola çıkıyoruz. Yaklaşık 1.5 saat sonra Cordobaya
varıyoruz. Eğer kendi aracınız ile geldiyseniz otopark
büyük problem. Yapılacak en iyi şey Kurtuba Camisinin de kıyısında
bulunduğu nehiri takiple yakındaki Eroski alış-veriş
merkezinin otoparkına aracınızı bırakmak böylece dönüşte
hiç şehir içi trafiğe girmeden rahatlıkla sizi Sevillaya
götürecek olan otoyola çıkmak çok kolay oluyor. Yaklaşık 10
dakikalık bir yürüşle Kurtuba camisine varıyorsunuz. Yol
üzerindeki nehir kıyısında yer alan müzeyi de gezme imakanı
var. Önce Kurtuba camisini geziyoruz. Kurtuba camii aynı zamanda Mezquita(Arapçadan mescit kelimesinden türemiş) katedrali
olarak biliniyor. Dünyada en fazla sütuna(1293 adet) sahip cami Kurtuba
camisiymiş. Endülüs dönemine ait eşşiz güzellikteki taş ve
oyma işçiliği örneklerini görmek mümkün. Caminin orta bölümü ve
dış kısımlarına sonradan eklenen yapılarla 1522de
tamamen kiliseye dönüştürülmüş. Endülüs zamanından kalma
direkler üzerine oturtulmuş iki katlı kemerlerden oluşan mimari
tarzı ile kilise haline dönüştürülürken yapılan mimari
tarzı arasında çok fark var. Caminin yapımına 785
yılında başlanmış ve bir yıl içinde
tamamlanmış. Endülüs Emevilerine başkentlik yapmış
olan Cordoba şehirinin ismi Kurtubadan yani şehrin Endülüs zamanındaki
adından geliyor.
Kurtuba
camisinden sonra hemen yanındaki Roma köprüsüne çıkıyoruz. Yemek
için adresimiz El Churrasco(C/Romero No 16, Tlf:0034957290819). Endülüs bölgesinde Cordobanın en iyi restaurantı olarak ödül almış bir işletme.
Sevimli bir mekan. İspanyada restaurantlarda Türkiyede çokca alışık
olmadığımız şekilde davranabiliyorlar. Kaç
kişisiniz diye sormak ve sizi tepeden tırnağa süzmek burada
adet, eğer içeri girmeye hak kazandıysanız masaların
üzerlerinde yer alan Reserve yazısı kaldırılıp size
oturtuyorlar. El Churrascoda Atatürk hayranı bir garson var, Türkiyeden
geldiğimiz öğrendiğinde Atatürk hayranı olduğunu bize
söyleyip bizi şaşırttı. Atatürkün doğum ve ölüm
yıllarını, doğduğu yeri ezbere söyleyebildiğini görmek
şaşkınlığımızı arttırdı. Et
ve taze balık menüsü gerçekten zengin. Tercihiniz balık ise balığınızı
vitrinden seçmek mümkün. Endülüsde hemen hemen her restaurantta balık ve
diğer deniz ürünleri menüsü bulma imkanı var. Dünyada Japonyadan
sonra en çok deniz mahsulü tüketen halk İspanyollar olduğu için
aslında buna şaşmamak gerekiyor.
Bir
ayrıntı daha vermek gerekirse şarap severler için yerel
şarapları kapsayan çok geniş kırmızı ve beyaz
şarap kartelaları var restaurantların. Granada bölgesi sauvignon
blanc, Cordoba için Merlot üzümlerinden üretilmiş şarapları
tercih edebilirsiniz. Ancak vino del narantjayı(orange vine) Sevilla
dışında sormayın sizin portakal suyu istediğiniz
sanıyorlar, bu şarap Sevillanın milli içkisi.
3.Gün
Gırnata
ya da Granada şehri Sevillaya 3 saatlik yolda yaklaşık 230 Km. Mesafede
ve neredeyse her mevsim üzerinde kar bulunan Sierra Nevada
dağlarının eteğinde yer alıyor. El Hamra
Sarayı(İspanyolca Alhambra) şehir merkezine aşağı
yukarı 10km. Şehire ününü veren Endülüs Emevilerinden kalma El Hamra
sarayıdır. Aracınız ile geliyorsanız Granadaya
ulaştıktan sonra Alhambra tabelalarını takip ederek şehir
içine girmeden kolayca sarayın otopark bölümüne ulaşabilirsiniz.
Bir konuda
hatırlatma yapmak gerekirse El Hamra sarayının günlük ziyaretçi
kapasitesi sınırlandırılmış olduğu için
biletlerini saraya gelmeden önce almak gerekiyor. Bunun için bulunduğunuz
ispanyol şehirindeki El Caixa bankalarının ATM
makinalarını bilet satın almak için kullanabilirsiniz ya da http://www.alhambra-tickets.es
internet sayfasından bilet satın alabilirsiniz ya da 0034 93
49 23 750 nolu çağrı merkezi numarasından bilet rezervasyonunuzu
kredi kartı numaranızı vererek yapabilirsiniz. Sonrasında
bilet ofisindeki makinadan kredi kartınızı vererek biletlerinizi
bastırabilirsiniz. Kişi başı 13 euro. Otopark için 3
saatine yaklaşık 10 euro ücret ödeniyor. Bilet seçenekleri içinde iki
zaman dilimi var 08:30-14:00 veya 14:00-18:00. Biletin üzerinde Nazires
Sarayı için ayrıca bir giriş saati mevcut. Belirtilen saatte
saraya giriş yapmazsanız Müşteri Ofisine gidip biletinizi
tekrardan aktif hale getirmeleri gerekiyor. Daha sonra bir yetkili
eşiliğinde Nazires Sarayına giriş yapabiliyorsunuz.
El Hamra
sarayı Endülüs dönemi İslam mimarisinin ulaştığı
en yüksek eserlerden birisi olarak anılmaktadır. Yaşanan mekanların su ve yeşil
bitki örtüsü ile ahenk içinde kullanılması, zengin süslemeleri ile
haklı bir üne sahip. Saray çok girift bir yapıya sahip birbiri ile
bağlantılı birçok odadan meydana gelmiş. Tüm sütün, kemer,
kubbe, tavan, kapı ve duvarlarda Allah sözcüğü süsleme olarak
işlenmiş. Yahya Kemal Beyatlı elçilik yaptığı
dönemde sarayı ziyaret etmiş ve hatıratında saray gezisini
anlatmış. Uzun bir süre burası evsizlerin barınma yeri
olarak metruk halde kalmış. Bu sebeple bazı süslemeler tahrip
olmuş. El Hamra sarayının batı yakasındaki kale
burçlarından tüm Grandayı izlemek mümkün.
El Hamra
gezisini tamamladıktan sonra sarayın kurulu olduğu tepenin hemen
altında bulunan eski şehre 32 numaralı minibus ile ulaşmak
mümkün, aşağı yukarı 15 dakika sürüyor yolculuk. El Hamraya
son minibus 22:30da ve durak Plaza Del Isabel Catolica meydanında. Eski şehir hakikaten görülesi bir yer. Sokaklarda
dolaşmak, cafélerde sırasıyla oturup birşeyşer içip
etrafı seyre dalmak bu atmosferin içinde bir dekor gibi de olsa yer
alıyor olmak büyük keyif veriyor insana. Dönmeden önce Gran Via De Colon üzerindeki katedrali mutlaka ziyaret edin.
Gourmeler için bir ödüllü restaurant tavsiyesi de Granada için yapalım. La Ruta del Veleta(Ctra. Sierra Nevada, 136 18190 Cenes de la Vega, Tlf:0034 958 48 61 34)
Dönüşümüz
yine kiralık araçla Sevillaya. Önümüzde tam 240 km yol var ama akşam
yemeği için tercihimizi yol da yapıyoruz; deniz mahsulu malzemesi bol
bir paella çünkü artık yarın İstanbuldayız bu tadlar ve
lezzetler yarından sonra olmayacak.
Şimdi
sıra bir sonraki gezi için planlamada...
BİTTİ