Endülüs ( Sevilla Cordoba Granada )

(16/10/2010-20/11/2010)

TUR ÖZETİ:

Zil, sal ve gül. Bu bahçede raksin bütün hizi...
Sevk aksaminda Endülüs üç def'a kirmizi...

Askin sihirli sarkisi yüzlerce dildedir.
Ispanya nesesiyle bu aksam bu zildedir.

Yelpâze çevrilir gibi birden dönüsleri,
Isveyle devrilis, saçilis, örtünüsleri...

Her rengi istemez gözümüz simdi aldadir;
Ispanya dalga dalga bu aksam bu saldadir.

Alninda halka halkadir âsüfte kâkülü,
Gögsünde yosma Girnata'nin en güzel gülü...

Altin kadeh her elde, günes her gönüldedir;
Ispanya varligiyle bu aksam bu güldedir.

Raks ortasinda bir durup oynar, yürür gibi;
Bir bas çevirmesiyle bakar öldürür gibi...

Gül tenli, kor dudakli, kömür gözlü, sürmeli...
Seytan diyor ki sarmali, yüz kerre öpmeli..

Gözler kamastiran sala, meftûm eden güle,
Her kalbi dolduran zile, her sîneden: 'Ole!'

YAHYA KEMAL BEYATLI

Endülüs, İber yarımdasında İ.S. 711-1492 yılları arasında müslümanlığın etkisinde kalmış ve adını bu dönemden almış olan,  şu an özerk bir bölgedir .  Özerk Endülüs bölgesinde 8 şehir bulunmaktadır; Huelva, Sevilla, Cordoba,  Jaen, Cadiz, Malaga, Granada, Almeria.

Endülüs kelimesinin Vandallardan geldiğine dair bir takım inanışlar var ama gerçekte galiba çokda tarihi bir dayanağı yok aslında.

Gezi programımızı bölgeye 711-1492 yıllarında hakim olan müslümanlığın  mimari birer başyapıt olan eserlerle en önemli etkilerini yaptığı  ve bu eserlerle ebediyete kadar  izlerini bıraktıkları üç şehri kapsayacak şekilde planladık; Sevilla, Cordoba ve Granada. Sevilla’yı üs olarak kullanacağız buradan araba ile Cordoba ve Granada’ya ulaşımı sağlayacağız.

Özellikle son 10 yıldır turistik gezilerde Türk insanı için tercih edilir olmuştur Endülüs bölgesi. Endülüs gezisi aslında coğrafi anlamda farklı yerlerde gezmekten daha çok tarihi ve mimari önemi olan yerlerin ziyareti olarak düşünülebilir. Bu sebepten gezi programını okurken ziyaret edilen yerlere ait çok sıkıcı olmadan, çok detaya girmeden bazı tarihi bilgileri bulacaksınız. Bu yerlere ait tafsilatlı bilgi tabii ki internet ortamından, alacağınız turistik gezi bilgilerini içeren kitaplardan ve bizzat Endülüs bölgesi ziyaretinizde en kolayından otellerdeki harita, broşür vesaire şeklindeki dökümanlardan ulaşmanız mümkün. Bunun yanında ulaşım, bilet temini, yeme ve içme hususundaki deneyim ve bilgimizi de paylaşmak adına bazı bilgiler bulabileceksiniz.

UNESCO tarafından dünya kültür mirası olarak kabul edilmiş ve koruma programına dahil edilmiş bu mimari eserler hakikaten eşsiz ve biricik, belki yalnız Endülüsdekiler değil dünyanın neresinde ise bu tip eşsiz eserleri ziyaret etmek, sütunlardaki, duvarlardaki, kemerlerdeki, yer kaplamalarındaki, çeşmelerdeki, tavanlardaki eşsiz taş ve ahşap süslemelerini, çinileri çıplak gözle görmek belki dokunmak, bu mimari eserleri tasarlayanların aklını, zevkini, hayal gücünü takdir etmek  her seyyahın yapması gereken birşey.

 Tavsiye:

Eğer zaman açısından hehangi bir sınır yoksa tavsiye edebileceğimiz ilave bir takım rotalar var bunları da paylaşmak isteriz.  Cadiz ve Malaga ziyareti bu geziye eklenebilir. Buna ilaveten Sevilla’ya 1.5 saat mesafede Portekiz’in balıkçı kasabası  Monte Gordo’ya  gidilebilir. Daha da çekici hale getirmek için 2.5 saatlik yolu göze alabilirseniz Avrupanın en güzel ve bozulmamış 12 km’lik bembeyaz kumları ile ünlü plajının bulunduğu Tarifa yani Cebel-i Tarık da programa dahil edilebilir.

Ancak bizim zamanımız sınırlı bu sebeple tavsiye bölünmündeki rotayı bu programa dahil etmek 4 günümüz olduğu düşünülürse bizim adımıza imkansız.

 

PROGRAM:

1.Gün

İber havayollarının 16:55 tarifeli uçağı ile önce Madrid’e uçuş arkasından 22:45 bağlantılı uçuşu ile Sevilla’ya varış ardından otele yerleştik.. Otel seçiminde özellikle şehir merkezine en yakın konumda olan bir yer olsun diye araştırmalarımızı yaptık ve konum olarak bu amaca hizmet eden en uygun otel olarak Plaza Nueva’daki Hotel Inglaterra’yı (http://www.hotelinglaterra.es/) seçtik. Katedrale ve Alcazar Sarayının girişine 5 dakikalık mesafede. Metro istasyonun ilk-son durağı  hemen otel girişinde ve önünde 24 saat faydalanabilecek bir taksi durağı var. Ancak zaten her yer yürüme mesafesinde olduğu için taksi veya toplu taşıma araçlarına ihtiyaç yok.

Sevilla ,özerk Endülüs bölgesinin başkentidir. Guadalquvir ırmağının kenarında ilk olarak Fenikeliler tarafından kurulduğu söylenmektedir. Fakat bazı yazıtlarda şehri Herakles’in kurduğu ve Sezar tarafından da geliştirildiği yazılıdır.

Sabah gezimize Plaza del Salvador’da yer alan Salvador kilisesini gezmek ile başlıyoruz. Buradan sevimli daracık sokaklardan yaya olarak dünyanın üçüncü büyük kilisesi olan Sevilla Katedraline varıyoruz. Katedral ve kule için biletlerimizi Salvador kilisesindeki bilet gişesinden aldığımız için uzun kuyruklarda beklemeden katedrale giriş yapıyoruz. Eğer 5 dakika yol yürümeyi göze alırsanız en az 45 dakika kazancınız olacak, katedral önünden kuyruk beklemekten kurtulacaksınız.

Katedral önce cami olarak inşa edilmiş ancak Kestilyalılar tarafından katedrale dönüştürülmüştür. Katedralin içinden girişi olan Giralda kulesine tırmanıyoruz. Tırmanırken merdiven yerine eğimli rampa sistemi kullanıldığı için düşünüldüğü kadar zor değil kuleye tırmanış. Kule 97.5 mt. ve 40 kat. Kulenin bir kısmı Muvahhidler döneminde yapılmış bir minare aslında daha sonra yapılan ilavelerle kuleye dönüştürülmüş. Çan kulesi Gotik ve Barok tarzın güzel örneklerinden. Üzerindeki heykel 7 mt uzunluğunda.  Katedralin bulunduğu Av. De La Constution cad. akşamları son derece hareketli bir yer. Aynı İstiklal caddesi tadında ancak tabiiki o kadar kalabalık değil.

Bir sonraki durağımız, Alcazar sarayı ve bahçeleri. Bir seyyah gözüyle bakacak olursak Endülüsü Endülüs yapan en önemli eserlerden birisi Alcazar Sarayı. Alcazar ismi arapçadaki Al-Kasr’dan ispanyolcaya girmiş. Saray Muvahhidler döneminde inşa edilmiş. Alcazar sarayından sonra yine yürüyerek Torre del Oro yani Altın Kule’ye yürüyoruz. Kule Guadalquvir nehrinin hemen yanında yer alıyor. Burası  aynı zamanda,  küçük bir şehir turu yapabileceğiniz ve 26 adet anıtı görme imkanı bulabileceğiniz üstü açık otobüslerin kalktığı yer. Nehir turu tercih edenler için de nehir teknelerinin bulunduğu iskele sadece 1-2 adımlık mesafede. Buradan Taurino müzesine yani Boğa Güreşleri yapılan arenaya yürüyoruz.

Plaza del Altozano’da kurulan bit pazarını ziyaret etmek ilginç olabilir Pazar günleri hariç her gün öğle saatine kadar gezmek mümkün.

Bundan sonra eski bir yahudi mahallesi olan ve flamenco’nun doğduğu yer olarak kabul edilen Santa Cruz sokaklarında dolaşıyoruz. Akşam saat 20:00’ Santa Cruz’da yer alan Los Gallos’da canlı flamenco performansı izlemek mümkün, turistik değil gerçek ve muhteşem bir flamenco.

Yemek için Sevilla’nın özel menülerinden birisi olan “Pescatio Fritö” yani aslında kızarmış balık menüsü tavsiye edilebilir.

Tapas,  burasının olmazsa olmazlarından. Katedralin çan kulesinin tam karşısında yer alan sokak içinde (Mateos Gago) bir çok Tapas bar bulmak mümkün. El Patio Tapas, Paela ve taze deniz mahsulü sevenler için birebir. Santa Cruz bölgesinde gezi sırasında aynı zamanda Tapas tatmak için gourme’lere önerilen bir “Tapas walking” var. Hem geziyorhem de daha önceden belirlenmiş gezi rotası üzerindeki Tapas yapan bar&restaurantlar’da çeşit çeşit Tapas tadıyorsunuz. Bir konu da daha küçük bir hatırlatma yapmakta fayda var. Tapas siparişinizi elinizdeki menüden size sunulan tüm Tapas’lardan birer tadımlık sipariş vererek yapınız. Bazı restaurant’lar Tapas’ları Tapas, yarım porsiyon ve tam porsiyon olarak üç kategoride sunabiliyor. Siz siz olun her zaman Tapasınızı tadımlık ve her çeşitten bir tane olmak üzere yapın.

Sevilla bölgesinin özel içeceği olan vino del narantja ‘yı(orange vine) ve İspanyanın Atlantik kıyısında yetişen üzümlerden yapılan baharatlı beyaz şarap Manzanilla’yı muhakkak ve muhakkak tadın.  Eğer yazın ziyaret yapıyorsanız Gaspaco tavsite edilebilir. Endülüs bölgesinde Sevilla'nın en iyi restaurantı Restaurante Casa Robles'dir.(C/Alvarez Quintera, No:58, Tlf:0034954 21 31 50) vaktiniz olursa deneyebilirsiniz.

2.Gün

Bugün hedefimiz Cordoba. Sevilla ile mesafesi 1.5 saat. Endülüs döneminden kalan en önemli eserlerden birisi olan Kurtuba camisini ve Roma köprüsünü gezeceğiz ve  eski şehirin sokaklarında dolaşacağız. Öğlen yemeğimizi İspanyanın Endülüs bölgesinin en iyi restaurantları arasında yer alan ve Cordoba’nın en iyi restaurantı olan El Churrasco’da yiyeceğiz.

Sabah erkenden Cordoba için yola çıkıyoruz. Havaalanı yolunu takiple bizi Cordoba’ya götürecek otoyola çıkıyoruz.  Yaklaşık 1.5 saat sonra Cordoba’ya varıyoruz. Eğer kendi aracınız ile geldiyseniz otopark büyük problem. Yapılacak en iyi şey Kurtuba Camisinin de kıyısında bulunduğu nehiri takiple yakındaki “Eroski” alış-veriş merkezinin otoparkına aracınızı bırakmak böylece dönüşte hiç şehir içi trafiğe girmeden rahatlıkla sizi Sevilla’ya götürecek olan otoyola çıkmak çok kolay oluyor. Yaklaşık 10 dakikalık bir yürüşle Kurtuba camisine varıyorsunuz. Yol üzerindeki nehir kıyısında yer alan müzeyi de gezme imakanı var. Önce Kurtuba camisini geziyoruz. Kurtuba camii aynı zamanda Mezquita(Arapçadan  mescit kelimesinden türemiş) katedrali olarak biliniyor. Dünyada en fazla sütuna(1293 adet) sahip cami Kurtuba camisiymiş. Endülüs dönemine ait eşşiz güzellikteki taş ve oyma işçiliği örneklerini görmek mümkün. Caminin orta bölümü ve dış kısımlarına sonradan eklenen yapılarla 1522’de tamamen kiliseye dönüştürülmüş. Endülüs zamanından kalma direkler üzerine oturtulmuş iki katlı kemerlerden oluşan mimari tarzı ile kilise haline dönüştürülürken yapılan mimari tarzı arasında çok fark var. Caminin yapımına 785 yılında başlanmış ve bir yıl içinde tamamlanmış. Endülüs Emevilerine başkentlik yapmış olan Cordoba şehirinin ismi Kurtuba’dan yani şehrin Endülüs zamanındaki adından geliyor.

Kurtuba camisinden sonra hemen yanındaki Roma köprüsüne çıkıyoruz. Yemek için adresimiz El Churrasco(C/Romero No 16, Tlf:0034957290819). Endülüs bölgesinde Cordobanın en iyi restaurantı olarak ödül almış bir işletme. Sevimli bir mekan. İspanya’da restaurant’larda Türkiyede çokca alışık olmadığımız şekilde davranabiliyorlar. “Kaç kişisiniz” diye sormak ve sizi tepeden tırnağa süzmek burada adet, eğer içeri girmeye hak kazandıysanız masaların üzerlerinde yer alan “Reserve” yazısı kaldırılıp size oturtuyorlar. El Churrasco’da Atatürk hayranı bir garson var, Türkiyeden geldiğimiz öğrendiğinde Atatürk hayranı olduğunu bize söyleyip bizi şaşırttı. Atatürkün doğum ve ölüm yıllarını, doğduğu yeri  ezbere söyleyebildiğini görmek şaşkınlığımızı arttırdı. Et ve taze balık menüsü gerçekten zengin. Tercihiniz balık ise balığınızı vitrinden seçmek mümkün. Endülüsde hemen hemen her restaurantta balık ve diğer deniz ürünleri menüsü bulma imkanı var. Dünyada Japonyadan sonra en çok deniz mahsulü tüketen halk İspanyollar olduğu için aslında buna şaşmamak gerekiyor.

Bir ayrıntı daha vermek gerekirse şarap severler için yerel şarapları kapsayan çok geniş kırmızı ve beyaz şarap kartelaları var restaurantların. Granada bölgesi sauvignon blanc, Cordoba için Merlot üzümlerinden üretilmiş şarapları tercih edebilirsiniz. Ancak vino del narantja’yı(orange vine) Sevilla dışında sormayın sizin portakal suyu istediğiniz sanıyorlar, bu şarap Sevilla’nın milli içkisi.

3.Gün

Gırnata ya da Granada şehri Sevilla’ya 3 saatlik yolda yaklaşık 230 Km. Mesafede ve neredeyse her mevsim üzerinde kar bulunan Sierra Nevada dağlarının eteğinde yer alıyor. El Hamra Sarayı(İspanyolca Alhambra) şehir merkezine aşağı yukarı 10km. Şehire ününü veren Endülüs Emevilerinden kalma El Hamra sarayıdır. Aracınız ile geliyorsanız Granadaya ulaştıktan sonra “Alhambra” tabelalarını takip ederek şehir içine girmeden kolayca sarayın otopark bölümüne ulaşabilirsiniz.

Bir konuda hatırlatma yapmak gerekirse El Hamra sarayının günlük ziyaretçi kapasitesi sınırlandırılmış olduğu için biletlerini saraya gelmeden önce almak gerekiyor. Bunun için bulunduğunuz ispanyol şehirindeki “El Caixa” bankalarının ATM makinalarını bilet satın almak için  kullanabilirsiniz ya da http://www.alhambra-tickets.es internet sayfasından bilet satın alabilirsiniz ya da 0034 93 49 23 750 nolu çağrı merkezi numarasından bilet rezervasyonunuzu kredi kartı numaranızı vererek yapabilirsiniz. Sonrasında bilet ofisindeki makinadan kredi kartınızı vererek biletlerinizi bastırabilirsiniz. Kişi başı 13 euro. Otopark için 3 saatine yaklaşık 10 euro ücret ödeniyor. Bilet seçenekleri içinde iki zaman dilimi var 08:30-14:00 veya 14:00-18:00. Biletin üzerinde “Nazires Sarayı” için ayrıca bir giriş saati mevcut. Belirtilen saatte saraya giriş yapmazsanız “Müşteri Ofisine” gidip biletinizi tekrardan aktif hale getirmeleri gerekiyor. Daha sonra bir yetkili eşiliğinde Nazires Sarayına giriş yapabiliyorsunuz.

El Hamra sarayı Endülüs dönemi İslam mimarisinin ulaştığı en yüksek eserlerden birisi olarak anılmaktadır.  Yaşanan mekanların su ve yeşil bitki örtüsü ile ahenk içinde kullanılması, zengin süslemeleri ile haklı bir üne sahip. Saray çok girift bir yapıya sahip birbiri ile bağlantılı birçok odadan meydana gelmiş. Tüm sütün, kemer, kubbe, tavan, kapı ve duvarlarda “Allah” sözcüğü süsleme olarak işlenmiş. Yahya Kemal Beyatlı elçilik yaptığı dönemde sarayı ziyaret etmiş ve hatıratında saray gezisini anlatmış. Uzun bir süre burası evsizlerin barınma yeri olarak metruk halde kalmış. Bu sebeple bazı süslemeler tahrip olmuş. El Hamra sarayının batı yakasındaki kale burçlarından tüm Granda’yı izlemek mümkün.

El Hamra gezisini tamamladıktan sonra sarayın kurulu olduğu tepenin hemen altında bulunan eski şehre 32 numaralı minibus ile ulaşmak mümkün, aşağı yukarı 15 dakika sürüyor yolculuk. El Hamraya son minibus 22:30’da ve durak Plaza Del Isabel Catolica meydanında. Eski şehir hakikaten görülesi bir yer. Sokaklarda dolaşmak, café’lerde sırasıyla oturup birşeyşer içip etrafı seyre dalmak bu atmosferin içinde bir dekor gibi de olsa yer alıyor olmak büyük keyif veriyor insana. Dönmeden önce Gran Via De Colon üzerindeki katedrali mutlaka ziyaret edin. Gourmeler için bir ödüllü restaurant tavsiyesi de Granada için yapalım. La Ruta del Veleta(Ctra. Sierra Nevada, 136 18190 Cenes de la Vega, Tlf:0034 958 48 61 34)

Dönüşümüz yine kiralık araçla Sevilla’ya. Önümüzde tam 240 km yol var ama akşam yemeği için tercihimizi yol da yapıyoruz; deniz mahsulu malzemesi bol bir paella çünkü artık yarın İstanbuldayız bu tadlar ve lezzetler yarından sonra olmayacak.

Şimdi sıra bir sonraki gezi için planlamada...

BİTTİ